21 Ağustos 2018 Salı

BOSNA’NIN ARAFAT’I; AYVAZ DEDE


                                                   
                                                                 Mehmet Akif AK

ARAFAT
Âlemlerin Rahmeti,  “Hacc, Arafattır” buyurmuş.
Peki Arafat nedir?
Arafat, vakfedir. Vakfe, Arafat dağında belirli bir zaman aralığında durmaktır. Duaya, salata, selama, tevbeye, istiğfara durmaktır. Çoklukta birliğe ulaşmaktır Arafat; ümmet, millet binasında bir taş olmanın şuuruna ermektir. Dünyaya ait makam, rütbe, sınıf, zümre işareti taşıyan her tür elbiseden soyunmuş olarak, sadece mahrem yerleri örten bir beyaz örtünün altında  tek kelimede, insanlık ve kulluk paydasında eşitlenmek  ve bu eşitlik şuur ve hissiyatı içinde durmak, durmak ve dua etmektir.  
Arafatta durmak.
Durmak, Haccın en önemli farzı. Her saniyesi ibadet olan bu duruş, bu sekinet, bu eylemsizlik, tevhide yükselmenin de sırrı. Bu sırrı yakalayabilmek için duruyor olmak  şart. Bu duruş, bu eylemsizlik  olmadan ardından gelecek şeytan taşlama ve tavaf eylemleri anlaşılamaz.
Arafatta durmakla enfüsün ulaşılabilecek en derin noktaları ile âfâkın en uç noktaları ve zirveleri arasında dolaşırken yakaladığın idrak halinden sonra Şeytana, onun şahsında zulme, zalime, haksızlığa, hasılı kötü olan her şeye taş atabilir ve hemen ardından yaratıldığın günden beri ulaşabildiğin bu en yükse irtifaın sevincini, heyecanını Evrenin kalbi etrafında döne döne  daha da zirveye taşıyabilirsin.
Sen Arafat duruşunda, Evrenin ve Yaratıcısının, içimizdeki ve dışımızdakinin nabzına tutunur, kalbini tevhidin kalbine bağlar ve bütün kalplerin nasıl da aynı tempo ile küt küt attıklarını kulaklarınla duyarsın. Sen, bu mahşerin ortasında, evrenin, yer yüzünün ve oranın en ücra köşesindeki herhangi bir Müslüman’ın farkına varırısın, tam da bu saatlerde aslında o da senin farkındadır.
Bu dünyadaki hiçbir ibadet, tören, ritüel, festival, bayram her neyse, Hac kadar ve Hac’daki Arafat Duruşu kadar insanın tüm evrenle ve insanlıkla bütünleşmesine imkân vermez.

AYVAZ DEDE TÖRENLERİ VE ARAFAT
2005 yılında 496 ıncısı idrak edilen Ayvaz Dede Törenleri, Boşnak Müslüman topluluğunun minik bir Arafatı konumunda.(*)
Ayvaz Dede Törenleri, her yıl Müslüman Boşnakların Müslümanlıklarını tazelemeleri ve dünyadaki sair İslâm milletleri ile bütünleşmeleri demek. Tıpkı Arafat Dağındaki Müslümanların yaşadıkları gibi.
Arafat Vakfesi gibi Ayvaz Dede Vakfesi de bir dağda yapılıyor,.  Törenin yapıldığı dağa 7-8 kilometrelik bir yol yaya yürünerek varılıyor, Arafat dağına yapılan yürüyüşe nazire. Bu dağda da vaktin namazı eda ediliyor ve ardından İslâm’ın evrensel deklarasyonu kıvamındaki duaya başlanıyor. Aminler, aminler ve aminler, Kanada’dan Endonezya’ya, Filipinlere yankılanıyor. Toplanan, devşirilen dualar, Ayvaz Dede Dağının bu ulvi buluşmaya tanıklık eden ağaçları arasında hû çekerek dolaşan rüzgâra, toplantıya kendi dilleri ve gönüllerince katılan kuşlara, meleklere emanet edilerek, evrenin kalbi Mekke’ye, Medine’ye ve oradan köşe bucak tüm İslâm Aleminin şehitleri, gazileri ve mücahitlerine gönderiliyor, hiç biri unutulmuyor bu duada, ne Filistin, ne Çeçenya.
Efsanesi olmayan ve efsanelerini diri tutmayan milletlerin yaşamaya hak ve takatleri de kalmamış demektir. Boşnaklar, Ayvaz Dede Arafatını tam 496 yıldır tekrarlıyorlar. Besbelli ki, Hac ve Arafat var oldukça bu Boşnak Arafatı da ilelebet payidar olacak.

AJVATOVICA, AJVAZ-DEDO, AYVAZ DEDE
Dağ, bütün dinlerde, mitolojilerde, efsanelerde önemli bir yer tutmuş. Ak dağ, Demir dağ (Orta Asya Efsaneleri), Olimpos dağı, İda dağı (Yunan Mitolojisi) Sina dağı (Hz. Musa, On Emir), Kaf dağı, Bülbül dağı (Efes’te Hz. Meryem’in evinin bulunduğu dağ), Zeytin dağı (Hz. İsa’nın ikametgâhı), Tabor dağı (Hz. Âdem ölür ve Tabor Dağı yakınında Hebron Vadisi'ne gömülür), Golgotha (Kafatası) dağı (Hz. İsa’nın burada çarmıha gerildiğine inanılır, bugün Golgotha Tepesi’nin bulunduğu yerde Kıyame Kilisesi yükselmekte) Moriah Dağı, bir diğer adıyla Tapınak Dağı, İslam’daki adıyla Mescid-i Aksa ve onun tepesindeki Kutsal Kaya, Cennet’ten kovulduğunda Hz. Adem’in yeryüzüne ilk indiği ve öldüğünde gömüldüğü yerdir; Hz. İbrahim oğlunu (Tevrat’a göre Hz. İshak) bu Kaya üzerinde Rab’be sunar; Hz.Davud günahlarının affı için Rab’bine burada yalvarır, Hz. Muhammed bu Kaya üzerinden Miraç’a çıkar.
Hira Dağı ve Arafat Dağı.
Müslümanlar, Hz. Ademin eşi Havva’nın  o kozmik ayılık günlerinin ardından ilk kez Arafat Dağında buluştuklarına inanırlar. Her ilahi hakikatin İslâm ile somutlaşmasının bir örneğini burada da görülür; Havva, iffetiyle, tüm kadınlığı ile annemizdir, O, insanın doğuştan suçluluğunun lanetli sembolü değil, insanın yeryüzü macerasının olmazsa olmazı, elmanın diğer yarısı ve aşkı ifade eder. İslâm’ın efsanesinde Havva ile Adem, çok uzun yıllar hasretle, aşkla birbirlerini arar ve bu kutsal dağda Arafat’ta vuslat bulurlar.
Boşnak'ların Ajvatovica'sı, Ayvaz-Dedo'su, Ayvaz Dedesi de işte böyle bir dağ efsanesidir.
Efsanenin Boşnakların Bogomil mezhebi günlerinden kalmış olduğu iddiası bu hakikati değiştirmez.  Kaldı ki Boşnaklar, müslümanlıklarını Hz. Ömer zamanına kadar götüren bir efsaneye de sahiplar.
Ajvatovica, Orta Bosna’da Bugojno ve Kladanj yakınında bir dağdır. Efsaneye göre Ayvaz Dede, bir Alp Eren derviştir. Anadolu’dan, Akhisar’dan gelmiştir buralara. (Balkanların dervişleri Anadoludan gelir, Sarı Saltuk, Ayvaz Dede gibi; Anadolu’nun Alp Erenleri ise Orta Asya’dan; ışık hep doğudan yükselmeye devam eder) Ayvaz Dede, Bogomillerin yaşadığı bu dağı yurt tutar, değirmencilikle meşgul olur, kısa zamanda civardaki tüm Boşnakların sevgisini kazanır, kimin derdi, sıkıntısı var ise gideceği kapı Ayvaz Dede’nin kapısıdır. Uzun süren bir kuraklık döneminde Boşnaklar, hayvanlarıyla birlikte kırılıp giderken çaresizlik içinde Ayvaz Dede’ye başvurular. Ayvaz Dede’nin yerleştiği yerde kayalar arasından fışkıran bir ırmak vardır, ama bu 50 x 70 metre büyüklüğünde bir kaya bu ırmağın Boşnakların bulunduğu bölgeye akmasını önlemektedir. Boşnaklar, Ayvaz Dede’den bu suyu isterler. Ayvaz Dede, inzivaya çekilir 40 gün 40 gece dua ve ibadetle Allah’a yakarır. Kırkıncı gün o heybetli kaya, tam ortadan yarılır ve Boşnaklar suya kavuşurlar. Bu ilahi tecelli ile tüm Boşnaklar, Müslüman olurlar.
Efsane ana hatlarıyla böyle.
Boşnaklar, her yıl Haziran ayının son haftasında bu olayı, yani İslâm’la müşerref oldukları o mutlu günü kutlarlar. Bosna İslâm Topluluğunun resmi temsilcileri 3 gün boyunca, Bosna ölçeğinde çeşitli etkinlikler düzenlerler. Tüm bunlar, programın son günündeki Arafat  şölenine hazırlık içindir. Son gün, sabah vaktinde sadece Bosna’daki değil, tüm dünyadaki Boşnaklar, Donji Vakuf kasabasında toplanırlar. Dağın eteğinde ma’şeri bir kalabalık birikir, Bosna’nın Osmanlıya has sarık ve cüppeleriyle Bosna hocaları, Kur’an-ı Kerimden bölümler okurlar. Boşnakların yaşadığı her coğrafyadan temsilciler buradadır, Kanada’dan, Almanya’dan... Her şehrin bir İslâm sancağı vardır ve bir de bu sancağı tutan Sancaktarı. Allı yeşilli renk renk sancakların ortak özelliği tümünün ay yıldızlı veya üç hilalli olmasıdır ve sancakların takıldığı direklerin tepelerinde dalından yeni koparılmış elmalar bulunur. Sancaklar ve Sancaktarlar, görevli Hoca Efendi tarafından hangi şehri temsil ettikleri ve kim olduklarına ilişkin kısa bir cümle ile birer birer takdim edilir ve yürüyüş düzenine sokulurlar. Büyük yürüyüş böylece başlar; önde Osmanlı sancakları ve sancaktarları, ardından son yıllarda 10 binin altına hiç düşmeyen  kadınlı erkekli, çocuklu Müslüman Boşnaklar. Avrupa’nın göbeğinde, Avrupalı Müslüman Boşnakların var oluş, silkinip toparlanış yürüyüşüdür bu. Kadınlar ve çocuklar, genç kızlar her zaman olduğu gibi daha bir coşkuludurlar. Eğere bir davayı çocuklar ve kadınlar sırtlamışsa artık o dava yere düşmez.
7 kilometrelik yol, bir yaya yoludur ve bu yol ancak yaya yürüyerek aşılabilir. Bosna’nın Müslüman uleması, dağa bir asfalt yol yapılması ve dağda tesisler inşa edilerek buranın turistik bir merkeze dönüştürülmesi fikrini şiddetle reddetmektedirler. Böyle yapıldığında Ayvaz Dede’nin kendilerini terk edeceğini ve bu kutsal buluşmanın ruhunun uçup kaybolacağını düşünmektedirler. 
Bağımsızlığın ilk yılında burada 50 bin Müslüman Boşnak’ı toplayarak Ayvaz Dede’nin yeniden Bosna’nın Arafat’ı olmasında büyük payı bulunan Aliya İzzet Begoviç’i rahmetle ve dualarla anmak, bu geleneği sürdürmekte ısrarlı ve kararlı Boşnak halkına ve onların liderlerine şükranlar sunmak hepimiz için bir borç.
20 inci yüzyılı son senelerinde (1992-1995) Boşnaklar, tüm dünyaya ve Müslümanlara şahane bir Müslümanlık ve insanlık örneği vererek dünya milletler camiasındaki şerefli yerlerine ne kadar layık olduklarını gösterdiler. Her yıl tekrarladıkları bu Ayvaz Dede Arafatı ile de bir başka ders veriyorlar bize, hem de ne ders!    
       
(*) “Ajvatovica pilgrimage”Kaynak ve belge taraması yaparken İngilizce metinlerde  “Ajvatovica pilgrimage” ifadesine sıkça rastladım. Türkçe karşılığı Ayvaz Dede Haccı (ibadeti). Ama İngilizcede bu tür dini ziyaret ritüellerinin tümüne din ayırımı yapılmaksızın “pilgrmage” adı verildiğini de unutmamak gerekir.

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa